Bölüm 2 / 22
2. BÖLÜM : ÇARESİZLİK KARİNESİ
Gilbert Yasası'na göre bir görevi üstlendiğimizde istediğimiz sonuçlara ulaşmanın en iyi yollarını bulmak her zaman bizim sorumluluğumuzdaydı.
Sorumluluklarım sahtekardı. Sonuçlar gerçekleri doğuruyordu.
Kararlara riayet etmeyeceğim. Düzene karşıyım. Her şeye. Paraya tapıyorum. Çünkü bundan başka bir şansım yok.
Çünkü Sena'dan başka bir kardeşim yok.
Her şey para değildi elbet. Ama çoğu şeydi para. Sağlık bile kimi zaman ona bağlıydı. Hayat, nefes. Çoğu şey perçinlendi parayla.
İşte bu yüzden bir çaresizlik karinesinde boğulmaya yüz tuttum.
Akrep yelkovanı geçti. Saat geceydi. Terastaki ceviz ağacı masanın üzerine tütünümü yığmıştım. Kağıda biraz tütün sardım ve dilimle yavaşça yaladım. Şahin bu sırada bacağına dayalı gitarı tıngırdatıyordu.
"Ben yanlış mı anladım?" diye sordu Mürekkep. Önündeki buz gibi biranın şişesine damlalar üşüşüyordu.
"Doğru anladın," dedi Şahin gergin nefes verip. "Bu iyice sıyırdı. Başımızı belaya sokacak."
Sigaramı ateşe verdim ve geriye yaslandım. Birkaç saniye Şahin'in yüzünü izledim ve sigara tuttuğum elimi ona tuttum. "Sen beni anlamayı denemiyorsun. Ben artık göğüs kılları enginar çiçeğine dönmüş pis yaratıklarla flörtleşmek istemiyorum."
"Kızım ben çok mu meraklıyım seni onlarla muhatap etmeye?" dedi ağzı aralık, biraz öne eğilirken. Gitarı susturdu ve Mürekkep'e döndü. "Ne diyor bu oğlum? Sen söyle lan bari."
"Haklı," dedi Mürekkep birasını eline alırken. "Kendi özbenliğini bu işlere kullanmak istemiyorsa onu zorlayamazsın."
"Tefeci diyor tefeci," dedi Şahin ve elini sertçe birkaç kez masaya vurdu. "Tamam insanlarla taşak geçmeyi seviyoruz ama bu onunla bir değil. Hem adamlar geri ödeme potansiyeli görmediği insana para dağıtmaz ki. Biz ne senet vereceğiz?"
"Ne senedi be?" dedim kaşlarımı çatarak.
"Yahu adam keriz mi her önüne gelene para versin? Karşılık olarak ev araba vermen lazım. Borcu ödeyemezsen ev araba ona kalıyor. Biz ne vereceğiz adamlara?" Bir an mırıldandı. "Bu evi ölsem vermem."
"İyi," dedim başımı olumlu sallarken. "Biz de senet yapmayan tefeci buluruz. Değil mi Mür?"
"Yav benim saf çiçeğim hangi tefeci kendine o kadar güvenir? Öylesine taşaklısı varsa da borcu ödemedik diye hepimizi kurşuna dizerler."
"Montenegro'ya kaçarız. Bizi kimse de orada bulamaz. Peşimizden ülke değiştirecek halleri yok ya," dediğimde Şahin gitarı sertçe yere bırakıp masada geriye doğru yaslandı.
"Oho!" dedi bağırarak.
"Kes sesini Sena uyanacak geri zekalı," dedim yavaşça. Sinirden bedenim ısındı. "Bak Şahin önüme taş koyacaksan kendine başka bir kız bul ve pezevenkliğe devam et. Ben yokum."
"Gençler sakinleşseniz mi?" dedi Mür yavaşça. "Birbirinizi kırmayın. Siz çocukluk dostusunuz."
Şahin'in bakışları bi an yumuşadı. "Her zamanki hallerimiz işte."
Mürekkep iki arada bir derede bakıyordu bize. "Normal işler falan yok mu? Hiçbir iş geri dönmüyor mu?"
"BİM'e başvurdum kasiyer olarak da üniversiye mezunu değilim diye kabul etmediler amına koyayım," dedi Şahin mırıldanarak. "Hayır etseler de onlardan alacağımız para Sena'nın bırak kemoterapi; okul masraflarına bile yetmez."
"Zaten okuldan birkaç kız zorbalamış ona da sinirlerim bozuk," dedim yavaşça. Gözlerim terastaki saksılara kaydı. "Okuldan ayrıldığındandır iyice yalnızlaştı. Arkadaşları da saçları döküldüğünden beridir bulaşıcı hastalık diye korkuyormuş. Annelerine söyledim ama buluşmaya iyi bakmıyorlar."
Mürekkep dudak büktü. "Moral olurdu aslında arkadaşları gelseydi onu bir görmeye."
"Bazen çocukları dövesim geliyor. Sizce bu normal mi?" dedi Şahin gözleri dalmış bir şekilde. "Yani sonuçta çocuk ama iyi olanları kadar kötü olanları da var."
Sonunda bıkkın nefes verdim. "Sena için ya Türkiye'den senelerdir beklediğimiz o donörü hemen bulursun, ya da ben tefeciden aldığım para ile Montenegro'ya gider ve ona nakil yaptırırım."
Sandalyemi geriye çektim ve sigarayı küllüğe ezdim. "Kararını yarına kadar ver Şahin. İyi geceler."
Terastan çıkıp içeri geçtim ve yavaşça nefes verdim. Gözlerimi hızla ovdum çünkü ellerimle büyüttüğüm çocuğun ellerimde yok olmasına şahitlik etmekten sıkılmıştım. Sürekli güçlü görünmek güzeldi belki ama yorucuydu. Ben de insandım.
Yavaşça Sena'nın odasına geçtim. Peluş oyuncağına sıkıca sarılmıştı sıska kolları. Kaşlarından sonra kirpikleri de dökülmüştü. Bedeni kış aylarında çok daha üşüyordu. Yanına kıvrıldım ve ona sıkıca sarıldım. Komodindeki küçük tek boynuzlu at figürlü gece lambasını örttüm ve gözlerimi kapattım.
Ertesi sabah kalktığımda Sena'ya kahvaltı hazırladım. Yemeklerini yediği sırada Şahin salondaki sehpanın dibine çökmüş, Murat ile görüştüğüm telefon hattını kırıyordu. Bir yandan bilgisayarından dün bahsettiği adam ile benim adıma sohbet ediyordu.
"Evet?" dedim merakla ama Sena duymasın diye yavaşça. "Buldun mu bir tefeci?"
"Mürekkep bir şeyler mırıldandı sabah ama bilmiyorum. En kötü onunla da flörtleşiriz diye düşündüm. Sonuçta bizim uzmanlık alanımız adamlarla flörtleşmek. Tefeci diye para istemek yerine kendimize aşık edip parasını cukkalarız."
"Ay sen ne güzel bir çözüm bulmuşsun öyle?" dedim gözlerimi devirirken.
"Selamlar," dedi Mürekkep diğer anahtar ile eve girerken. "Bakın gencolar. Bu benim uzaktan kuzenimin arkadaşı."
"Selam," dedi Şahin kısaca kapıya bakıp tekrar ekrana dönerken. "Ne diye geldi?"
"Tefeci arıyormuşsunuz," dediğinde salonla birleşik açık Amerikan mutfakta yemek yiyen Sena'ya baktım. Şaşkın şaşkın bizi dinliyordu.
"Terasa geçelim," dedim gözlerimi belertirken.
"Abla?" dediğinde gözlerimi kapattım. "Tefeci ne?"
"Banka ablacığım," dedim ve sütü onun önüne doğru masada sürdüm. "İç bakalım sütünü. Sonra ilacını içeceksin. Doktor kontrolüne gideceğiz bak. Güçlü olmamız lazım."
Terasa çıktık ve masaya yerleştik. Muğla'nın küçük ve sessiz bir köyündeydik. Terasta hep horoz ötüşmeleri ve kuş cıvıltıları olurdu.
"Evet Nehir," dedi Şahin ona diklenerek. "Sendeyiz."
Nehir telefonunu açtı ve birkaç sohbete girdi. "Nişanlımın dayısının yakın arkadaşı bir gece kulübünde güvenlik görevlisi olarak çalışıyor. Gece kulübünün sahibi tam aradığınız gibi bir adam."
"Borç verdiklerinden senet istemiyormuş," dedi Mürekkep onun ekranına bakarken. "Evi satmam diyordunuz ya. Evi ipoteklememize gerek yok."
Başımı yavaşça ekrana çevirdim. Fotoğraf çekildiğinden haberi olmayan, şaşalı bir gece kulübünden çıkan adam vardı görselde. Simsiyah giyinmişti. Siyah gömleği kollarından fışkırıp yırtılacak gibiydi. Bacakları uzun, iki metreye yakın bir adamdı. Gözleri kapkara, saçları gece gibiydi. Sakalları hafif kirli, kaşları gürdü. Yaşı büyüktü.
Onun hemen arkasından çıkan bir başka adam vardı. Koruma gibi onu arkadan zırhlamıştı.
"Maşallah," dedim telefonu elime alırken. "Bu mu tefeci?"
"Hassiktir, çok yakışıklıymış lan," dedi Mürekkep başını onaylar sallarken. "Erkeklerden hoşlanıyor olsam bu adama verirdim."
"Kız sen lezbiyen misin!" dedi Şahin şaşkınlıkla.
"Hongjoong değilsen endişe etme, sana bakmam," dedi Mür sırıtırken.
"Jonjon ne len?" dedi Şahin kaşlarını çatıp. "Neyce konuşuyor bu?"
"Arkadaşlar adama odaklanabilir miyiz?" dedim ve fotoğrafı biraz yakınlaştırdım. "Bu arkadaki senin dıdının dıdısı adam mı?"
"Evet," dedi Nehir heyecanla. "Nişanlımın dayısının arkadaşı. Tefeciyi koruyor. İşi bu."
"Bence bu heriften para almayalım. Direkt kendimize aşık edelim," dedi Şahin hızla telefonunu açarken. "Ben şimdi ona bir mesaj çakayım. Neydi sosyal medyası bu lavuğun?"
"Kullanmıyor benim bildiğim kadarı ile," dedi Nehir şaşkınlıkla. "Yani bu adamla aşk mı yaşayacaksınız?"
"Numaradan işte," dedi Şahin ve başını bana kaldırdı. "Tamam mısın?"
"Tamam," dedim heyecanla. "Olur. Yani Sena için. Yani para almaktansa para vermesini sağlayabiliriz. Bence olur. Bekar mı bu adam?"
"Bekar. Bildiğim kadarı ile hiç de biriyle uzun süreli olmamış."
"Süper," dedi Şahin ellerini çırpıp.
"Nesi süper?" dedi Mürekkep şaşkınlıkla. "Adam belki aseksüel?"
"Kızım seks meks konuşup durma insan içinde," dedi Şahin ağzı aralık, şaşkın şaşkın bakarken.
"Şey," sesi ile Nehir'e döndüm. "Ama bu tefeci biraz sıkıntılı diye duydum."
"Ne gibi?"
"Yani," dedi ve ekranı kapattı. "Birkaç şey duydum. Öncelikle bu adamın Çetin diye bir sağ kolu var. Bu Çetin borç ödemeyenleri bir Whatsapp grubuna eklermiş."
"Garibanlar Grubu," dedi Mürekkep gülerken. "Grupta sadece fakirler mi var yani?"
"Grupta Çetin ve bir elemanları dışında kimse yokmuş."
"Yani herkes borcunu ödemiş," dedi Mürekkep dudaklarımı birbirine bastırıp.
"Ya da borcunu ödemeyenler artık yok," dedim gözlerim dalmış şekilde.
"Bir de," dediğinde Şahin'e baktı. "Abi sen iki dakika çıkar mısın? Ayıp bir şey diyeceğim."
"Ulan benden mi çekindin?" dedi Şahin şaşkınlıkla. "Söyle."
"Şey," dedi Nehir ve mırıldandı. "Siz bu tefeci ile aşk diyorsunuz da... Benim duyduğum kadarı ile değişik fantezileri varmış. Bazen kadınlara bir şeyler yaptırıp izliyormuş."
"Canlı porno gibi mi?"
"Evet. Bir de şey... Birkaç kadının şeyine şey sokmuş."
"Şişe falan mı?"
"Yok," dedi Nehir utana sıkıla.
"Patlıcan?" diye sordum.
"Hayır."
"Ne sokmuş?" diye sordu Mürekkep şaşkınlıkla.
Nehir gözlerini kaçırdı. "Silah sokmuş," diye mırıldandı.
"Ney?" dedi Şahin bağırarak. "Silah mı? Patlatmış mı?"
"Bir de bu adamın yılanları varmış. Beslediği... Akrep, yılan falan öyle şeyler."
"Kız yılan da mı sokmuş karılara!" diye bağırdı Şahin.
"Bu hayvan haklarına bir saldırı," dedi Mür korkuyla. "Bunu kabul edemem. Bu adamı şikayet edeceğim."
"Karıyı yılanla sikmiş bu hala hayvan hakları diyor amına koyayım," dedi Şahin alnını ovup. "Tamam biz de flört etmeyiz değil mi Nergis Çiçeğim?"
"Yok!" dedim başımı olumsuz sallarken. "Hiç gerek yok. Efendi gibi paramızı alıp kaçalım."
Şahin ayaklanırken söyleniyordu. "Yeminle bu yaştan sonra elin adamı götüme yılan sokacak. Ulan Nergis senin aklına uyan aklımı sikeyim."
"Ya flörtleşmeyeceğiz dedik ya be!" diye bağırdım. "Git dedelerle benim adıma konuş sen! Ben paramı alıp gidiyorum!"
"Ah benim üç tarafı denizlerle dört tarafı kerizlerle dolu memleketim," dedi Şahin içeri geçerken. "Erkekleri dolandırmak eğlenceli ama üzücü. Jojo olsaydı dolandıramazdık belki."
"Jojo ne len?" dedi Mürekkep kaş çatıp.
"Sen dedin ya kızım az önce oramakoma buramako gibi bir isim," dedi Şahin ve kapıyı kapattı. İçeri geçti.
Hızla Nehir'e döndüm. "Adı ne bu tefecinin?"
"Tufan," dedi. Gülümsedim. Güzeldi ismi. Tipi. Omuzları. Kendi. "Tufan Ali Uluhan."
"Ay ben de Nergis Tanyeli," dedim kıkırdayarak. "Memnun oldum."
"Bak bunu sadece Şahin ile artık adam dolandırmayın diye yapıyoruz," dedi Mür yavaşça. "Her ne olursa olsun, çok ince düşünüp planlamamız lazım. Kaçacaksak hep beraber kaçacağız. Sonunda ilik nakli olabilecek."
Sonunda ilik nakli olabilecek. Belki bu ömürlük bir zaiyata yol açacak. Ama değecek. Çünkü her şey onun için.
"Sena için?"
"Sena için."